Irkçı ve Cinsiyetçi Saldırıları Kınıyoruz
Bursaspor–Somaspor karşılaşması sırasında tribünlerden yükselen, Kürt siyasetçi Leyla Zana’yı hedef alan ırkçı ve cinsiyetçi tezahüratları Fransa Alevi Birlikleri Federasyonu olarak en sert biçimde kınıyoruz.
Maraş ve Aralık ayı içinde geçmişte gerçekleşmiş toplumda derin yaralar bırakmış katliamları andığımız bu günlerde bu tür katliamlara zemin hazırlayan ayrımcı ve ırkçı yaklaşım dün Bursa –
Somaspor futbol karşılaşmasında Bursaspor taraftarınca Leyla Zana şahsında Kadına ve farklı kimliklere yönelik cinsiyetçi ayrımcı, ırkçı hakaretler içeren sloganlarla ortya cikti.
Yüz yıllık cumhuriyet tarihinde azınlıklar ve cinsiyet ayrımcılığı üzerine kurulu bu sistem çürüme ve kendi içine çökme aşamasına gelmiştir.
İnsanların çöplerden ekmek topladığı, emeklilerin ay sonunu getiremediği, pazarlarda yere dökülen artıkları toplar duruma geldiği bir ülkede sosyal patlamaya yol açacak bu adaletsiz eşitsiz gelir dağılımını unutturmak kitlelerin dikkatini başka yöne çekmek için organize edilen bu pespaye senaryo tutmadı tutmayacak.
Biz FUAF olarak her Alevinin yaşadığı her yerden kadına yönelik cinsiyetçi, ayrımcı nefret kusan söylemlere en sert biçimde cevap vereceğiz.
Tarih boyunca en büyük zulümleri görmüş, yaşamış bir toplum kesimi olarak biz Aleviler Maraş, Dersim, Gazi, Ankara gibi katliamların altında yatan zihniyet ile Bursaspor tribünlerinde ortaya çıkan mide bulandırıcı sözler aynı kafaya aittir.
Bu gün Kürt siyasetçi Leyla Zana’yı hedef alan aşağılayıcı, ayrımcı ve cinsiyetçi ifadeler yarın toplumun bir başka kesimine de yönelecektir. Bu girişimlerin hukuk çerçevesinde önüne geçilemezse bu nefret kusan sözler eyleme dönüşmesi an meslesidir. Biz bu linçci, yakıp, öldüren zihniyeti Maraş’tan, Sivas’tan çok iyi tanıyoruz.
Spor Alanlarında Nefret Diline Yer Olmamalı
Toplumun tüm kesimlerini bir araya getirecek ve toplumsal barışa hizmet etmesi gereken spor karşılaşmalarını bu tür söylemlerle nefret ortamı yaratma çabası asla kabul edilemez.
Söz konusu ifadelerin sporun birleştirici gücünü ortadan kaldırdığı gibi, bu söylemlerin doğrudan insan onuruna ve temel haklara yönelmiş nefret içerikli saldırılardır.
Sayın Leyla Zana’yı hedef alan tezahüratların anlık bir taraftar tepkisi ya da sıradan bir tribün söylemi olarak görülemez. Bu ifadelerin kadınların ve Kürtlerin kamusal alandaki varlığını, siyasal temsiliyetini ve eşit yurttaşlık haklarını hedef alan ayrımcı bir anlayışın yüksek sesle bağırılmasıdır. Bu nefret dilinin yalnızca hedef alınan kişiye değil, toplumsal barışa ve birlikte yaşama iradesine de zarar veriyor.
Türkiye hukuka dönmelidir
Kadınlara ve Kürtlere, Alevilere diğer farklı kimliklere yönelik dışlayıcı ve aşağılayıcı dilin demokratik toplum düzeniyle bağdaşmaz. Bu nefret söyleminin cezasız bırakılmasının ayrımcılığı normalleştireceği ve toplumsal kutuplaşmayı derinleştireceği aşikardır. Bursa tribünlerinde ortaya çıkan bu durum yeni değil son da olmayacaktır, ta ki Türkiye hukuka dönene ve 6222 sayılı Sporda Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesine Dair Kanunu uygulayana dek sürecektir.
Türkiye Futbol Federasyonu’nun da kendi disiplin mevzuatı çerçevesinde harekete geçmesi gerekmektedir. Bu tür eylemler karşısında etkili, caydırıcı ve şeffaf yaptırımlar uygulanması zorunludur.
FUAF olarak spor dostluğun ve kardeşliğin arenası olmalıdır diyoruz. Sporda Küfrün,hakaretin ve nefretin yeri yoktur, şiddetle kınıyoruz
Fuaf – Paris 18-12-2025







